Niye BDSM? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Niye BDSM? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2015 Pazar

Çocukluğum


Diğerleri kadar "normal" değil, diğerlerinin de benim kadar sapkın olduğunun bilincinde olarak çocukluğumdaki sapkınlıkların izini sürüyorum. 

Kırmızı Başlıklı Kız'ın kurtla karşılaşması.
Benim için en travmatik anlardan biri gelmiş geçmiş bütün insanların yaşadığı bir deneyimdi: ölümlü olduğumu öğrendiğim an! Ölümü öğrendiğimde çığlık çığlığa ağlamıştım; "peki ya ben?" diye sormuştum. "Evet, sen de hepimiz gibi" diye cevap vermişlerdi. Sonra teselliler sunmaya başlamıştı büyükler: "ama bak cennete gideceksin. Orada hiç acı yok"; ağlamıştım "cenneti istemiyorum, dünyada kalmak istiyorum".  Gece yatağıma yattığımda korkardım, uyumamak için direnirdim; ölümden uyku gibi bahsettiklerini duymuştum. Uyuduğumuzda nereye gittiğimizi, doğmadan öncesini düşünürdüm; nereden gelmiştim. İçim ürperirdi! Canın acımadığı yer ölümse, canın acıdığı yer hayattı! Canımı acıtacak kadar bir yerimi sıkar, cimciklerdim ya da elimi aşağıya amıma götürürdüm. Yaşadığımı hissetmek isterdim. Anneme ya da ananeme sarılmak gibi, eğer yalnızsam kendime sarılırdım, kendime dokunurdum, bazen yumuşakça, bazen canımı acıtacak kadar sert.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Çeviri: Gerekçeler

Gerekçeler
BARBARA ROSE

İktidar'a Gelmek: Lezbiyen S/M üzerine Yazılar ve Çizimler 
(Coming To Power: Writings and Graphics on Lesbian S/M) Kitabından 

Çeviri: GenderSlut


AMA BUNU NEDEN YAPIYORSUN?
Çünkü erotik birşey! Çünkü seksin olabildiğince erotik olmasını seviyorum. Beğendiğim ve güvendiğim ve beni azdıran bir kadınla yataktayken esrimek, zevk ve ekstaziyle titreyen vücutlarımızı hissetmek istiyorum. Lavobada evvelki günden kalan bulaşıkları düşünmek istemiyorum. Sevişirken sadece hissetmek istiyorum, kendi bedenimi, onunkini, hazımızı düşünmek – daha fazlasını değil. Parmaklarını amımda hisetmek; sokmasını, itmesini, zevk seslerimi, uyarılmanın inşaasını. Beni tamamen hayatımdan, rasyonel dünyamdan çekip almasını istiyorum. Sadece yatakta başparmaklarımı, uyluklarımı, hassas ellerimi hissediyorum. Bir bakışıyla, bir söz ya da beklenmedik dokunuşla nefesimi kesebilir. Ağzının parmaklarımı emişi dudaklarıma inlemeler yolluyor – Parmaklarıma dönüşüyorum, parmaklarım amıma, ağzı ağzıma. Emmeyi bırakıyor ve ben nefes alıyorum. Vücudumdaki duyumun tadını çıkarıyorum, daha fazlasını istiyorum, istediğimi vereceğini, izin verdiğim ölçüde beni zorlayacağını biliyorum.

AMA BU S/M  SEKS DEĞİL!
Ah, ama öyle. Vermek, güvenmek, zihnimi ve bedenimi olasılıklara, daha önce asla mümkün olamayacağını düşündüğüm fantezilere açmak demek. Onun kölesi, hizmetkarı, öğretmeni, annesi olabilirim – Herhangi birşey, herhangi biri olabilirim. Kendi kendimin sevgilisiyim. O benim parçam, ve ben onun parçasıyım. O bu benim arzum olduğu ve bizi yöntettiği  için değil, arzumu paylaştığı için  canımı yakacak. Gülümsüyor ve suratıma tokat atarken kaçınıyorum. Nefesim kesiliyor, sadece amımı ve göbeğimi hissediyorum. Derin derin öpüyor; acı ve zevk arasındaki farkı ayırt edemiyor ya da ayırt etmekle bile ilgilenmiyorum. Ben bedenimim, daha fazlası değil.

SINIRI NEREDE ÇİZİYORSUN?
Ayrımlar zihnimde , bedenimde soluyor. Parmaklarını emmek, dilinin ağzımda olması. Diz çöküyorum. Ellerimi arkamdan bağlıyor. Nerede olduğumu, kim olduğumu unutuyorum.  Meme uçlarım dokunulmadığı halde sert. Sabırsızlık içerisinde bir sonraki hamlesini bekliyorum, sadece kendi bedenimin farkındalığı içinde, Onun varlığı, beni tekrar bir sonraki erotik seviyeye -orası neresiyse- taşıyacağı özgüveniyle bekliyorum. Seçmiş olduğum önceden ayarlanmış tek bir sözcükle bunu durdurabileceğimi biliyorum. Şuanda tüm hissettiğim aramızda akan erotik enerji, bana nasıl, ne zaman dokunacağını hatta dokunup dokunmayacağını bilmemenin gerilimi. Titriyorum, amımın tamamı tutuşuyor. Deri kokusu alıyorum, derin derin soluk alıyorum ve botunun klitorisime dayandığını hissediyorum. “Yapma” diye fısıldıyorum. “Gelmek istemiyorum, henüz değil”. Botunu ayırıyor ve şerbetimi ayakkabının ucunda görüyorum. Haşin suratına bakıyorum, gözlerindeki memnuniyeti görüyorum. Sessizce yalamaya başlıyorum, deriyle karışık kendimi tadıyorum. Deneyimlediğim hislerle sarhoşum. Bugün, dün ya da yarın yok. Sadece şimdi var, vücudum zevkle patlamaya hazır. Anlamıyorum.

ANLAMIYORUM
Bu istediğim, fantezisini kurduğum şey. Meme uçlarım hala gergin, bileklerim bağlı. Vücudumdaki gerilim muazzam. Bir kez daha kendimden uzaklaştırıldım-hayır, kendimi arzuladığım ve hakettiğim hazza teslim ettim. Eğilip çenemi eliyle tutuyor. Tekrar siniyorum, ne beklemem gerektiğini bilmiyor aynı zamanda eylemlerinin sadece benim kendimden geçişime hizmet edeceğini biliyorum. Beni derin derin öpüyor.


20 Haziran 2011 Pazartesi

Bence BDSM, ya da niye BDSM?

Niye insan planlı bir şekilde bağlanmak, acı çekmek, çektirmek, hakarete uğramak ya da aşağılamak ister. Bunların cinsellikle bağı ne? Neden sevişirken bağlanmayı, kırbaçlanmayı ya da bir senaryonun içinde emirler almayı ya da bazen de tam tersi olup bunları birine uygulamayı arzuluyorum? Birçok insana çok sapıkça gelen bu konuda benim düşüncem oldukça basit. Benim cevabım zaten tüm bunları plansız bir şekilde yaşıyor oluşumuz.

Gündelik hayatımızda zaten BDSM var. Hiyerarşiler var ve emir alıyoruz, patronlardan ya da aile bireylerinden. Birilerine ait görülüyoruz. Şirketlere, aile kurumuna ya da devlete. Mal oluyoruz, nesneleştiriliyoruz. Her birimiz sistemin bilinçli ya da bilinçsiz bir noktasındayız. Maruz kalıyor, parçası oluyor, bazen yeniden üretiyor ya da bazen isyan ediyoruz. Elimiz kolumuz bağlı bazen, tehdit ediyoruz ya da kontrol etmeye çalışıyoruz. Üstelik tüm bu sistemin içinde arzularımız, duygularımız ve bastırılmış/baskılanmış cinselliğimizle ve komplekslerimizle var oluyoruz. Sevgilimizi kıskanıp onu kontrol etmeye çalışıyoruz. O başkasına aşık olmasın diye duygularını kontrol etmeye çabalıyoruz ya da acı çekiyoruz. Acımızdan bazen zevk alıyor ya da onu kontrol altına almaya çabalıyoruz. Peki hangimiz kontrolü kaybetmek istemiyoruz? İnsanlara bağırabilmek ya da kırıp dökmek, acı vermek... Acı, şiddet, iktidar arzusu hayatımızın parçası. En az deştiğimiz, üzerine kafa yorduğumuz karanlık, hayvani yanımız.

İşte ben BDSM yi seviyorum çünkü bu benim için tüm bu mekanizmaları yeniden kurgulayabileceğim ve duygularımı yönetebileceğim bir alan. Hem köle, hem de dominant perspektifinden. Yatağa bağlı ve kırbaçlanırken, acı çekerken tüm gündelik hayatımdaki dinamikler değişiyor. Kendimi düşünmek zorunda değilim ya da herhangi birini çünkü ben artık başkasına aitim. Kontrollü olmak zorunda değilim çünkü başkasının kontrolündeyim. İsyan etmem gerekmiyor ve haksızlığa uğramış hissetmiyorum (Tabi efendim bi yamuk yaparsa, Spartaküs moduna da geçebilirim). Tek düşündüğüm bir sonraki kırbaç darbesinin ne zaman geleceği. Sonra vücudumun adrenalin salgıladığını hissediyorum. Kaslarımın hareketi ve vücudumun tepkilerini gözlemliyorum. İnanılmaz bir farkındalık. Bir nevi 3. gözün açılması : )

Birinin bana psikolojik olarak hükmetmek için neleri kullandığını gözlemleyebiliyorum. Korkutmak ya da heyecanlandırmak için, sabırsızlandırmak ya da kendine hayran b


ırakmak için. Bunun yanı sıra karşımdaki insanı da gözlemlememi sağlıyor. En karanlık arzularını keşfediyorum. Sınırları öğreniyorum ve öğretiyorum. Bir submissive de en az bi
r dominant kadar öğreticidir. Ve oynadığım kişiyle güven ilişkisi geliştiriyorum. Teslim olma ya
da teslim olunanın sorumluluğunu alma...

Ve tabi bunların hepsi sosyolojik bir gözlem için değil elbet : ). Zevk alıyorum. Acıyla oynamaktan, iktidarla oynayıp onun beni tatmin etmesini sağlamaktan zevk alıyorum. Bunun sebebini bilmiyorum, belki yönelim ya da karakterinmin bir parçası? Acıyı ve karanlığı, zevke ve sevgiye dönüştürmek. Gölgenle dans edip, çığlık ata ata gülmek. Bu arada gıdıklamanın da BDSM de kullanılan işkence yöntemlerinden biri olduğunu not düşmek isterim.

İşte böyle. Daha çok şey var anlatılabilecek ama artık devamında...