10 Temmuz 2012 Salı

Bondage / Bağlama

Bondage bir kişinin hareketlerini kısıtlamak ya da vücudunu zapt etmek için, cinsel oyunlar ya da estetik bir görünüm elde etmek için yapılan bağlama tekniklerine verilen addır. Tek başına sadece bundan haz alınabileceği gibi diğer bdsm oyunlarının parçası olarak da kullanılabilir. Self-bondage da kendini bağlamaktır ancak çok daha karmaşık bir süreçtir. Bondage bedenin küçük bir parçasından tutun da tamamını bağlamaya ya da kişiyi bir yerlere asmaya dek varabilir. Bu teknikleri öğrenmek için insanlar genelde eğitim alırlar ya da kendi kendilerini eğitirler. Ancak öğrenmesi emek gerektiren bir sanattır. Zapt etmek için gelişigüzel bir bağlama değildir esasında; düğüm teknikleri, vücudun ağırlık merkezleri ve anatomi bilgisi gerektirir. Bağladığınız kişiyi ne kadar sıkı bağladığınız ve ipi nereden geçirdiğiniz önemlidir. Submisive in adeta kan dolaşımına hükmedilir. İpler yoluyla çeşitli zevk noktaları, sinirler uyarılır.

Kinbaku ya da Shibari japon bağlama tekniklerine verilen addır. Geç Edo döneminden beri cinsel oyunlarda kullanıldığı bilinmektedir (Edo:1603-1868).Ressam Seiu Ito 1908 yılında kinbaku çalışmaya başlıyor ve bunu sanatına katıyor ve Japonya'da tekrar bilinir hale geliyor. Şu an Japon bağlama teknikleri dünya bdsm litaratüründe çok saygı duyulan bir yere sahip ve batıya da taşınmış durumda

Bondage tekniklerinin gösterildiği bir site:
http://www.beknotty.com/wiki/index.php?title=Category:Video

Bir bondage performansı/atölyesi (izlediğim en tahrik edici şeylerden biri):
http://www.youtube.com/watch?v=CYJDpi_rMHc

Güvenlik:

Bondage bdsm'nin tamamı gibi bilgi gerektiren bir teknik. Bazı bağlama teknikleri çok zaman alıyor ve vücudunuzdaki kan dolaşımının değiştiğini hissediyorsunuz. Hafif uyuşmalar olabiliyor. Şahmeran beni bağlamadan önce vücudumdaki belli noktaları, bileklerimi, parmak uçlarımı sıkmıştı. Bunu ancak bondage dan sonra anlayabildim. Herkesin kan dolaşımı ya da vücut hassasiyeti farklı. Şahmeran da beni ölçüp biçiyormuş meğer (kendisi Shibari eğitimi almış şu an uzaklarda yaşayan, beni ısırıp zehiri altına almış bilge bir dostumdur). Mesela kollarımı bağladıktan sonra ellerimi sıkıp bırakmamı istedi, uyuşup uyuşmadığını sordu. Ve tüm bunlar önemli çünkü çat diye bütün düğümleri çözemiyorsunuz, zaman alıyor.

Bunun dışında internetten bulduğum bazı güvenlik önerileri aşağıdadır:

- Güvenli-kelime kullanabilirsiniz. (BDSM'de kullanılan bir yöntem. "Hayır" ya da "dur" gibi fantezi içinde kullanabilecek bir sözcük yerine alakasız bir kelime belirleme. Mesela "sarı": yavaşla ve "kırmızı":dur anlamında. Ayrıntılı bilgi için "BDSM Nedir?" kısmına bakın)
- Bağlanmış bir insanı yanlız bırakmayın.
- Bilinçsizce, güvenlik kurallarına uymadan yapılan bazı pozisyonlar-teknikler ender de olsa postural asfiksiye neden olabilir. Postural Asfiksi, Noel Baba Sendromu olarak da bilinir. Adamın teki soygun yapmak için bacadan girmeye çalışmış ancak sıkışmış. 14 saat sonra boğulmuş bir şekilde bulunuyor. Bağlanan kişide kan dolaşımı problemleri varsa diye en azından 1 saatte bir bağlama pozisyonunun değiştirilmesi öneriliyor.
- Bağlananın acil bir durumda iplerinin çözülebiliyor olmalı.
- Solunum yollarının basılanmasından kaçınılmalıdır.Ağız tıkacı vb. dikkatli kullnılmalı, kişinin burnunun tıkanabileceği ya da kusabileceği unutulmamalı.
- Ayık bir şeklilde yapılmalı.
- Aç bir şekilde bondage yapmak baygınlığa sebep olabilir.
- Acil durumlar için kesici bulundurulabilir (ip için ; ) )

En basit güvenlik ölçümlerinden biri karşınızdakine nasıl olduğunu arada sormak. Ayrıca vücudun belli kısımlarını da dokunarak ölçebilirsiniz. El ve ayakları hissizlik var mı diye ölçebilirsiniz. Ayrıca kan dolaşımı azaldığında vücut soğuyadabilir (ancak mesela benim ellerim genelde soğuktur- bunun anlamı partnerinizi bağlamadan tartmanız lazım). Ve derinin rengi de tehlikeli durumlarda değişebilir, oksijen alamayan deri mavileşir, ponpalanmış kan geliyorsa ancak bir damar engellendiği için kan geri gidemiyorsa cilt morlaşır. Ancak yine sahip olduğunuz deri rengi önemli, bu göstergeleri fark edemeyebilirsiniz.


Unutmayın bazı fotoğraflardaki bondage lar tehlikelidir ve uzmanlık gerektirir. Mesela o pozisyonda maksimium 3-4 dakika kalınmalıdır. Ve kendini bağlamak oldukça tehlikelidir deniyor, bunun için eğitim almak en iyisi...

Benim ekim: karşınızdaki insanı tartarak gitmekte fayda var, bütün diğer şeylerde olduğu gibi. Ve inanılmaz zevkli. Herkese tavsiye ederim.İyi eğlenceler ; )




18 Kasım 2011 Cuma

Fantezilerle Barışmak


Cinselliğimi fark etmemle birlikte sapkınlığım da başlamış oldu. Oyuncak bebeklerin amı ya da siki yoktu, benim ise oramda bir şey vardı. Kimse anlatmıyordu ama sıvılar çıkıyordu, ilginç kokuyor ve garip duygular uyandırıyordu. Dokunulmaması gerektiğini nasıl öğrendiğimi bilmiyordum ama gizlice dokunuyordum, ihlal ediyordum. Sadece ihlal etmekten bile zevk alıyordum. Demek ki sapıktım. Sapık kelimesini nasıl öğrendiğimi de bilmiyordum ama kendi kendime "acaba ben sapık mıyım?" diye düşünüyordum. Farklı şeyler denemeye başladım. Çok sıcak su, çok soğuk su, acıtmak ya da okşamak. "Evet ben sapığım ama yine de kimseye bir zararım yok" diye düşündüm sonra.

17 Kasım 2011 Perşembe

Kısa Film: Butterfly Caught


Cinekink Erotik Film Festivali "En İyi Deneysel Kısa Film" ödülünü kazanan bir kısa film:





20 Haziran 2011 Pazartesi

Bence BDSM, ya da niye BDSM?

Niye insan planlı bir şekilde bağlanmak, acı çekmek, çektirmek, hakarete uğramak ya da aşağılamak ister. Bunların cinsellikle bağı ne? Neden sevişirken bağlanmayı, kırbaçlanmayı ya da bir senaryonun içinde emirler almayı ya da bazen de tam tersi olup bunları birine uygulamayı arzuluyorum? Birçok insana çok sapıkça gelen bu konuda benim düşüncem oldukça basit. Benim cevabım zaten tüm bunları plansız bir şekilde yaşıyor oluşumuz.

Gündelik hayatımızda zaten BDSM var. Hiyerarşiler var ve emir alıyoruz, patronlardan ya da aile bireylerinden. Birilerine ait görülüyoruz. Şirketlere, aile kurumuna ya da devlete. Mal oluyoruz, nesneleştiriliyoruz. Her birimiz sistemin bilinçli ya da bilinçsiz bir noktasındayız. Maruz kalıyor, parçası oluyor, bazen yeniden üretiyor ya da bazen isyan ediyoruz. Elimiz kolumuz bağlı bazen, tehdit ediyoruz ya da kontrol etmeye çalışıyoruz. Üstelik tüm bu sistemin içinde arzularımız, duygularımız ve bastırılmış/baskılanmış cinselliğimizle ve komplekslerimizle var oluyoruz. Sevgilimizi kıskanıp onu kontrol etmeye çalışıyoruz. O başkasına aşık olmasın diye duygularını kontrol etmeye çabalıyoruz ya da acı çekiyoruz. Acımızdan bazen zevk alıyor ya da onu kontrol altına almaya çabalıyoruz. Peki hangimiz kontrolü kaybetmek istemiyoruz? İnsanlara bağırabilmek ya da kırıp dökmek, acı vermek... Acı, şiddet, iktidar arzusu hayatımızın parçası. En az deştiğimiz, üzerine kafa yorduğumuz karanlık, hayvani yanımız.

İşte ben BDSM yi seviyorum çünkü bu benim için tüm bu mekanizmaları yeniden kurgulayabileceğim ve duygularımı yönetebileceğim bir alan. Hem köle, hem de dominant perspektifinden. Yatağa bağlı ve kırbaçlanırken, acı çekerken tüm gündelik hayatımdaki dinamikler değişiyor. Kendimi düşünmek zorunda değilim ya da herhangi birini çünkü ben artık başkasına aitim. Kontrollü olmak zorunda değilim çünkü başkasının kontrolündeyim. İsyan etmem gerekmiyor ve haksızlığa uğramış hissetmiyorum (Tabi efendim bi yamuk yaparsa, Spartaküs moduna da geçebilirim). Tek düşündüğüm bir sonraki kırbaç darbesinin ne zaman geleceği. Sonra vücudumun adrenalin salgıladığını hissediyorum. Kaslarımın hareketi ve vücudumun tepkilerini gözlemliyorum. İnanılmaz bir farkındalık. Bir nevi 3. gözün açılması : )

Birinin bana psikolojik olarak hükmetmek için neleri kullandığını gözlemleyebiliyorum. Korkutmak ya da heyecanlandırmak için, sabırsızlandırmak ya da kendine hayran b


ırakmak için. Bunun yanı sıra karşımdaki insanı da gözlemlememi sağlıyor. En karanlık arzularını keşfediyorum. Sınırları öğreniyorum ve öğretiyorum. Bir submissive de en az bi
r dominant kadar öğreticidir. Ve oynadığım kişiyle güven ilişkisi geliştiriyorum. Teslim olma ya
da teslim olunanın sorumluluğunu alma...

Ve tabi bunların hepsi sosyolojik bir gözlem için değil elbet : ). Zevk alıyorum. Acıyla oynamaktan, iktidarla oynayıp onun beni tatmin etmesini sağlamaktan zevk alıyorum. Bunun sebebini bilmiyorum, belki yönelim ya da karakterinmin bir parçası? Acıyı ve karanlığı, zevke ve sevgiye dönüştürmek. Gölgenle dans edip, çığlık ata ata gülmek. Bu arada gıdıklamanın da BDSM de kullanılan işkence yöntemlerinden biri olduğunu not düşmek isterim.

İşte böyle. Daha çok şey var anlatılabilecek ama artık devamında...